Çarşamba, Mayıs 09, 2018

PANİK ATAK NEDEN OLUR? VE NASIL OLUŞUR?

Panik atak, korku ama özellikle ölüm korkusuyla tetiklenen, korkunun etkisiyle bu hastalığa sahip hastaların endişe ve kaygı bozukluğu gibi duygular yaşamalarına sebep olan, nöbetler halinde ortaya çıkan psikolojik bir rahatsızlıktır.
PANİK ATAK NEDEN OLUR? VE NASIL OLUŞUR?
Bu hastalık birdenbire ortaya çıkabileceği gibi herkeste görülme ihtimali de oldukça yüksektir. Nöbetler aniden başlar ve ilk 10 dakikada zirve yapar. Yapılan bazı araştırmaların her 75 kişiden birinde, bazı araştırmaların ise her 100 kadından 75’ inde bu rahatsızlığın mutlaka görüldüğünü ortaya koyması ne kadar ciddi bir hastalık olduğunu gözler önüne sermektedir. Panik bozukluk başlangıcı, ağırlıklı olarak 20’ li yaşlar olarak belirtilmiş olsa da diğer farklı yaş gruplarında da bu bozukluğun başladığı azımsanmayacak kadar çok görülmektedir.

Ruhsal ya da bedensel bir takım rahatsızlıklar panik atağa sebep olabilirler fakat bu durum benzer başka rahatsızlıkların da habercisi olabilir. Panik atak rahatsızlığına sahip olan insanlar genelde kalp krizi geçirdiklerini, felç olduklarını düşünürler ve bu sebeple uzman bir hekim tarafından doğru teşhis konulması oldukça önemlidir. Bu durum kişinin yanlış bir tedavi alma riskini de ortadan kaldıracaktır.

Panik Atak Neden Ve Nasıl Oluşur?

Korku tehlikeli ve riskli durumlarda hayatta kalmamız, yaşamımızı devam ettirmemiz konusunda ihtiyacımız olan yegâne duygulardan biridir. Vücudumuz tehlikeli ve riskli durumlarda ikaz verir ve kurtulup kaçmak için savaşmaya başlar. Ama bu savaşı verirken vücudumuzda yaşadığımız bir takım haller vardır. Bunlar;

•    Hızlı ve seri şekilde nefes alıp verme: Nefesin kesilmesi, boğulma ve nefes darlığı hissi ve bunun yol açtığı göğüs ağrıları.

•    Kalp atışlarında hızlanma: Kalbin duyumsanacak kadar hızlı atması ve çarpıntı hissi.

•    Kan basıncının artması: Ateşlenme, terleme ve akabinde titreme hissi.

•    Deriye daha az kan pompalanması: Vücut üzerinde karıncalanmalar ve felç geçirme hissi uyandıran uyuşmalar.

•    Sindirim – Boşaltım sistemine daha az kan pompalanması: Karın ağrısı hissi ve mide bulantıları.

•    Kanımızdaki farklılık gösteren durumlar: Kan değerlerinin değişip karbondioksit azalırken oksijenin artması ve kanda oluşan bu durumun kişiye kontrolü kaybediyormuş hissini vermesi.

Yukarıda maddeler halinde incelediğimiz, vücudun korku hallerini hissetmek bu rahatsızlığın başlıca belirtileridir. Bunlara ilave olarak; bayılacak gibi olma, baş dönmesi, algılamada güçlük çekme, kişinin kendine yabancılaşması, bulunduğu çevrenin ona gerçek gelmemesi, başkalarına zarar verme korkusu, delireceğini çıldıracağını düşünmesi, kalp krizi geçirdiğini düşünme, felç olduğunu düşünme gibi durumlar da görülen başlıca belirtilerdendir.

Belirtiler ışığında kendisinde panik atak olduğunu düşünen kişilerin, öncelikli olarak kalp, damar, solunum yolları rahatsızlıkları ile ilgili gerekli araştırma ve testleri yaptırmaları oldukça mühimdir. Bu rahatsızlıklara sahip olmak aynı zamanda mutlak panik atak hastası olunduğunu göstermez fakat bazı durumlarda kişi bu rahatsızlıklarla beraber panik ataklarda geçiriyor olabilir. Doğru teşhis çok önemlidir. Kişinin panik atak harici bir rahatsızlığı olmadığı tanısı konulduktan sonra ise nöbetler ve ataklar geçirmelerine sebep olan psikolojik sorunları tespit edilip, bu sorunları önlemenin yollarına geçilmelidir.

İlaç kullanımsız hastayı rahatlatan ve gevşeten terapiler genelde sonuç verir ama bir sonuç alınamazsa ilaç tedavisine başlanır. Bu ilaçlar genelde antidepresanlar olduğu gibi hastanın yatışması ve gevşeyip kendini daha iyi hissetmesi için bazı sakinleştiriciler de tercih edilebilinir. Atak sırasında ilaç alınması bir sonuç vermez. İlaçların hangi zamanlarda ve hangi dozlarda kullanılması gerektiği mutlaka doktor kontrolünde olmalıdır. Hastalık geçmesi durumunda kullanılan ilaçlar hemen kesilmemeli ve tekrar bir doktora muayene olunmalıdır.

Ayrıca atak geçiren kişilerin; öncelikle bunun psikolojik bir nöbet olduğunu kabul edip sakin olmaları ve bu bağlamda kendilerine telkinlerde bulunmaları gerekir. Rahat bir yere oturup gerekirse uzanmaları, nöbet sırasında üzücü anılar ve güncel tartışmalardan kaçınmaları, sigara ve yoğun alkol kullanımına izin vermemeleri, kendilerini kontrol altında tutmayı başarmaları, tedavilerini destekleyen oldukça olumlu davranışlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder