ALBASTI VE AL KARISI NEDİR?

Belki de adını ilk defa yazımızda duyacağınız bir terim olan albastı birçok lohusa annelerinin korkulu rüyasıdır. Genelde efsaneden ibaret olsalar da birçok kişi tarafından korkulan bir durumdur. Albastı nedir diye merak ediyorsanız yazımızın devamı tüm merakınızı giderecek cinsten ilginç bilgiler içermektedir. Aynı zamanda farklı bir terimi olan albasan hakkında bilgiler de bu yazının devamında olacaktır.

Albastı, yukarıda da söylediğimiz gibi lohusa annelerinin en çok korktuğu durumlardan bir tanesidir. Bu inanış Çin'den Hint Okyanusu'na kadar yayılmıştır. Türklerde ise al karısı, al babası, al albıs, albis, almiş gibi isimlerle bilinir. Bu isimlerden de anlayacağınız gibi albastı inanışı çok ama çok eskilere dayanmaktadır. Öyle ki ilk çıkış noktaları şaman dediğimiz din adamlarına kadar gitmektedir. Türklerin şamanizm dinine inandıkları sırada şamanlar tarafından halka aksedilen alkarısı, al basması gibi durumlar kötü bir ruhu tanımlamaktadır. Bu inanış birçok Türk devletinde ve beyliklerinde devam etmiştir. Öyle ki her devlette lohusa hanımları kötü ruhtan korunmak için çok farklı yöntemlere başvurmuşlardır.
ALBASTI VE AL KARISI NEDİR?
Türklerde albastı durumu iki çeşitte görülmektedir. Bu geriye kalan eserlerle birlikte ortaya çıkmıştır. Bunlar:

•    Kara Albastı: Çok korkutucu ve ciddiyet sahibi ruhu ifade eder.

•    Sarı Albastı: Hamile annelerin doğum yapmasıyla beraber hem annenin hem de bebeğin ciğerleri ile beslenen kötü bir ruhtur.

Bu kötü ruh lohusa annelerine musallat olur. Tabii ki gitmeleri için uygulanan bazı teknikler vardır. Bunlardan biri:

•    Şamanlar tarafından okunan bazı dualar ile kaybolurlar. Bu dua: "Ey al bastı, bırak kadının ve bebeğin ciğerini. Zavallıların ciğerlerini geri ver. Bu sözüme itaat etmezsen ve bana hizmet etmezsen gözlerini oyarım." şeklinde yapılmaktadır.

Albastı sarışın bir kadın siluetindedir. Bazı durumlarda tilki ve keçi kılıklarında da görünebilirler. Albastı aynı zamanda atlara da musallat olabilmektedir. Görünümü zamanında tasvir edenlerce çok uzun ve pis tırnaklı, iğrenç ve çirkin suratlı, yağlı ve uzun saçlı, dağınık ve biçimsiz bir şekildedir. Aynı zamanda başka kaynaklarda kafalarının çok kocama olduklarına dair bilgiler yer almaktadır. Ayaklarının ters olduğu ve dişleri aynı bir atın dişi gibi büyük olduğu bilinmektedir. Bir başka kaynağa göre kırmızı birer elbise giydikleri ve annelerin ve bebeklerin ciğerleri ile beslendikleri belirtilmektedir. Yaşam alanlarının ormanlar ve sulak alanlar olduğu bilinmektedir.

Bir başka Türk toplumuna göre bu ruhlar Çarşamba karısı ve Cuma karısı olarak bilinirler. Bu inanış Türklere Cermenlerden geçmiştir.

Albastıdan korunmak adına bölge bölge değişik uygulamalar vardır. Bunlara örnek verecek olursak:

•    Kars topraklarında yaşayanlar geceleri lohusa kadınlarını asla ve asla yalnız bırakmazlar. Onun yattığı odada sürekli olarak ışık yanık bırakılır ve uyuması engellenir. Böylece onlar albastıdan korunduklarına inanırlar.

•    Elazığ şehrinde yaşayanlar ise bu inanıştan korunmak adına lohusa kadınının yatağının baş ucuna Kur'an-ı Kerim, su ve süpürge koyarlar. Bu kadınlar asla yalnız bırakılmazlar ve yanında mutlaka birileri bulunur. Bazı Elazığ bölgelerinde ise soğan ve demir çubuk gibi maddeler lohusa kadınlarının baş ucuna konur.

Bir inanışa göre albastı/al karısı kırmızı rengi hiç sevmez. Bu nedenle lohusa kadınlarına alınan hediyeler, götürülen çiçekler, şekerler hep kırmızı renk olur. Kırmızı renk ile lohusa kadınlarının odaları donatılır ve al karısının gelmeyeceğine inanılır.

Al karısı farklı inanışlara göre lohusa annelerine çok farklı şekilde görülür. Bunlardan bazıları:

•    Kelle
•    Keçi
•    Köpek
•    Kedi
•    Tilki
•    Sevmediği bir akrabası
•    Çirkin bir kadın olabilir.
Al karısı bu inanışa göre lohusa kadınının odasına girdiğinde annenin üzerine bir ağırlık çöker. Bu esnada annenin kalkıp dua okuması gerekir. Böylece al karısı kaçacaktır ancak eğer kadın hiçbir şey yapmaz ve al karısına yenilirse işte o zaman ölümle sonuçlanabilir veya çok ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler.

Bazı inanışlara göre albastının değişik türleri vardır ve sadece lohusa kadınlarına musallat olmazlar. Erkeklere, genç kızlara ve atlara da musallat olurlar. Ancak bunlar çok farklı türlerdir. İnanışlardan bazıları oldukça ilginçtir. Çukurova insanına göre bir kişi siyah kıyafetini yastığının altına koyup yatarsa onu albasar. Ancak bu al karısı değildir. Al karısının bir diğer özelliği ise erkeklerden korkmasıdır. Bu nedenle bu albasandır.

Albıs ismi de genç kızlara musallat olan bir albasan türüdür. Albıs hiç evlenmemiş ve sürekli olarak kız olarak kalmış bir dişiden türemiştir. Etkilediği genç kızlar albıs yüzünden hastalanırlar ve şiddetli hastalıklara kapılırlar. Çok farklı bir inanışa göre al karısı atlara da musallat olabilir. Burada al karısı ilk önce at ile ilişkiye girer ve atların yeleleri ile oynayıp kaçar.

Al karısı ve albastı ile ilgili genel bilgileri toparlayacak olursak:
•    Albasması ve al karısı insanlık ile birlikte var olan bir inançtır. Efsanelere sıklıkla konu olmuşlardır. Olağanüstü varlıklar olarak nitelendirilirler ve koruyucu teknikleri vardır.

•    Bu varlıklar sadece lohusa kadınlarına değil, genç kızlara, erkeklere ve atlara musallat olmaktadır.

•    Bu efsaneler dini inanç sistemleri ile çok farklı yerlerde anlatılmaktadır. İnandırıcı nitelikleri çoktur ve özellikle ülkemizde bu inanış oldukça yaygındır. Aynı zamanda efsanelerin az da olsa yaşanmışlıklar üzerine söylendiğini unutmayalım. Her birinin ders niteliği taşıdığı da bir başka önemli noktadır.

Hiç yorum yok