Stockholm Sendromu Nedir?

Bir çok filme konu olan ve insanların duyduğu zaman şaşkınlıkla karşıladığı bu sendromun belli başlı bazı özellikleri bulunmaktadır. Öncelikle bu sendromun oluşması için bazı şartlar gereklidir. Genelde rehin alma olaylarında görülen Stockholm Sendromu, kendilerini rehin olarak alıkoyan  kişilere karşı belli bir duygunun oluşması durumunda ortaya çıkmaktadır. Kaçırılan kişi ilk başlarda nefret ettiği bu insana karşı zamanla bir yumuşama içine girecek ve onu anlamaya çalışarak   aralarında bir bağ oluşmasına neden olacaktır. Bu sendromun oluşmasında insanların,  kendilerine kötü davranalara daha meyilli olması, güçsüzün yanında yer alma isteği de eklenebilmektedir.
Stockholm Sendromu
Şiddete bağlı bir sürece maruz kaldığı için rehine, kendisini hayatta tutacak olan kişinin onu kaçıran insan olduğunu düşünür. Dış dünyadan kopuk bir şekilde yaşamak zorunda kalan rehine, kendisini kaçıran kişiye muhtaç olduğunu hisseder ve ona karşı istemsizce bağımlılık duyar. Saldırgan da kendi yaptıklarının kurban tarafından onaylanmasını istediği için ona karşı bir otorite uygulamak ister. Bu otorite tamamen şiddete ve baskıya dayalı olurken saldırganın rehineye karşı bazı küçük iyi davranışları, rehineye karşı çok büyük bir iyilik gibi görünür ve rehine kendisini alıkoyan saldırganla alakalı empati yapmaya başlar. Bu empati sonucunda onu haklı bularak ona karşı bi yakınlık hisseder ve ona bağlanır.

Bu sendromu yaşayan insanlara bakıldığı zaman, kaçırılmadan önce de ailesinde şiddete maruz kaldığı ve sıkıntılı bir yaşam sürdüğü görülmüştür. Ayrıca rehin alınma süresi arttıkça saldırganla rehine arasındaki bağ yoğunlaşmış ve bu da sendromun oluşmasını tetiklemiştir. Bu travmatik bağlanma olayını yaşayan insanların tekrardan normale dönmesi için, Psikoterapi görmeleri ve kendilerine güvenli bir alanın tahsis edilmesi gerekmektedir. Özellikle dayanışma grupları oluşturularak rehinenin normalleşmesi sağlanmalıdır.

Hiç yorum yok