İnanç hürriyeti nedir?

İnsanlar akıl ve iradeleriyle inançlarında serbest bırakılmıştır. Din konusunda  kimsenin başkasını zorlama hakları yoktur. Zorlama yetkisi de kimseye verilmemiştir.
Din, insanın  hür iradesini ve aklını kullanarak , kendi tercihini yaparak, özgürce  kabul ettiği yoldur.
Hiç kimse  hiç bir dine  girmesi için zorlanamaz. Dinin esası  olan imanın temeli tasdik ve kalple inanmaktır ki bu  bütün  dinler için geçerlidir. Zorla yapılan imanın kalpteki durumu insanlar  tarafından  bilinemez.
Insanlarda her türlü düşünce  olacaktır. İstenilse de istenilmese de dünyada  iyilikler de olacak kötülükler de olacak, inananlarda olacak inanmayanlar da bulunacak.
İnanç hürriyeti
Dünya  alemi zıtlıklarla doludur ve herşeyin bir zıttı yaratılmıştır. Sıcak- soğuk, uzun-kısa,şişman - zayıf, güzel -çirkin,sert-yumuşak, aydınlık -karanlık,sevgi-nefret...Bu gerçeği  anlamak için çok uzaklara gitmeye gerek yok, kendi ağzımıza bakalım. Ağzımızda sert dişlerimizin yanında yumuşak dilimizde vardır. Dişlerimiz dilimizle ahenk içerisinde uyuşup beslenmemize ve konuşmamıza vasıta olmaktadır.
Dünyanın da  uyumu bu şekildedir. İyisiyle kötüysüyle, inananıyla inanmayanıyla, güzeliyle çirkiniyle mevcut  bir uyum vardır. İnsanların inanışlarına ibadet biçimine müdahelede bulunmak bu durumu bozar. Başkalarının  inanışlarına karışmak onları zorla kendi inancınızın içine çekmeye çalışmak ağzınızdan dilinizi söküp atmaya benzer. Eğer dilinizi söküp atarsanız ne konuşabilirsiniz ne yediklerinizden tat alabilirsiniz.
Zıtlar aleminde zıtları ortadan kaldırmak ahengi bozacaktır. Aksine zıtlıkları anlayışla karşılamak, işleri kolaylaştırmak, sevdirmek çıkar yoldur.

Bu koruma ve kurtarmayı yaparken baskıcı, zorlayıcı değil tebliğ ve teklif yolunu seçmek doğrudur.
Hiç  kimseyi dinî  inanışlarından dolayı yargılamak kimsenin haddi değildir. Hristiyan, Yahudi, Müslüman, Budist, Ateist ne olursa olsun hepimiz uyum içerisinde yaşamak zorundayız. Ahengi zorla bozmaya çalışırsak çıkan huzursuzluktan payımıza düşeni alırız.

Hiç yorum yok