Reklam Alanı

Kronik Depresyon (Distimi) Nedir,Belirtileri ve Tedavisi

Kronik Depresyon ve Depresyon Tedavisi Hakkında  Bilgiler Sizlerle
Kronik Depresyon (Distimi) Nedir
Depresyon denildiği zaman kişinin duygu durumuyla alakalı bir hastalıktan bahsedilir. En sık görülen psikiyatrik bozukluk olarak bilinen depresyon, ileride dünyanın en önemli sağlık sorunlarından biri olmaya adaydır.Depresyondayken kişi mutsuz, neşesiz bir tutum sergiler. Çevreye daha önce zevk ve ilgi duyarak bakarken, depresyon durumunda çevresine olan ilgisi kesinlikle azalır. Kendini; halsiz, bitkin ve yorgun hisseder. Bu dönemde kişinin sosyal ilişkileri zayıflamıştır. Kişinin uykusu, iştahı ve cinsel isteği ileri derecede bozulmuş olabilir.Kronik depresyon ise depresyon belirtilerinin en az iki yıl süreyle kişide gözlemleniyor olması gerekir. Kişinin depresyona girdiğini, depresif özellikler taşıdığını gözlemlediğimiz zaman ona karşı çok dikkali ve özenli olmamız gerekir. Onun profesyonel bir destek almasını sağlayıcı, depresyonun kronikleşmesini engelleyici bir katkı sunmamız hasta için oldukça önemlidir.
Depresyon çok önemli bir toplumsal sorundur. Toplum içerisinde son derece yaygın, çok az tanınan ve üzerinde çok fazla efsanenin döndüğü, yanlış bilgilerin olduğu çok kritik bir konudur. Depresyon kelime anlamı itibari ile çökkün ruh hali demek ancak bir hem biyolojik hemde ruhsal bir tablodur. Depresyonda zevk alamama,isteksizlik gibi temel belirtiler vardır ama aynı zamanda depresyon kişinin düşünce yapısınıda değiştirir.
Kronik Depresyonun Belirtileri Nelerdir
Klasik depresyonun belirtilerinden farklı değildir. Kronik depresyon ile klasik depresyon arasındaki en önemli fark, kronik depresyonun iki yıldan uzun sürmesidir. Bu sebeple kronik depresyon yaşayan kişinin hayatındaki değişiklikleri incelemek önem taşır.
Kronik depresyonun kişinin üretkenliğinde ve iş performansında yaratacağı olumsuz etkileri göz önünde bulundurulursa; kişinin verimliliği, yaratıcılığı, sosyal ilişkileri gibi özelliklerinin de negatif yönde etkileneceği oldukça açıktır.
Kronik depresyon yaşayan insanlarda sosyal geri çekilme, sosyal açıdan fakirleşme söz konusu olabilir. Ekonomik durum kötüleşir ve kişi çoğunlukla böyle bir kısır döngünün içine girer. Uzun süren kronik depresyondan dolayı kişi işini kaybedebilir, terfi edemeyebilir, üretkenliği düşebilir. Bütün bunlar depresyonun sonucu iken, kronik depresyon yaşayan kişi bunları depresyonun ayrı ayrı nedenleri olarak algılar.
Dış etkenlerden kaynaklı bir depresyon yaşadığını düşünen hasta bir tedavi arayışına girmez; fakat bu durumu düzeltecek enerjisi ve gücü de yoktur. Bu kısır döngünün kırılması, profesyonel bir desteğin sağlanması ile olur. 
Kronik Depresyon (Distimi) Tedavisi
Distimik bozukluğun tedavisinde birincil hedefler depresif semptomları çözmek, gelecekte ortay çıkabilecek duygudurum bozukluklarını önlemek, bilhassa da çocuklar ve ergenlerde psikososyal işlevselliği kuvvetlendirerek bozukluğun potansiyel sekellerinden koruma yeralmaktadır. Çocuklar ve ergenlerin tedavisinin birçok seviyede ele alınması gerekmektedir: bireysel psikoterapi, aile terapisi, eğitimi, farmakolojik tedavi.
Bilişsel-davranışçı terapiler, interpersonal psikoterapiler distimik bozukluklarda sıklıkla uygulanmaktadır. Primer Distimik Bozukluklarda Antidepresan tedavinin ve bilişsel davranışçı terapilerin tek tek ya da birarada kullanılmasının distiminin klinik belirtileri ve işlevsellikleri üzerindeki etkinliklerinin karşılaştırılmalı olarak değerlendirildiği çalışmada SSRI tedavisi alan grubun terapinin olup olmamasından etkilenmediği ortaya çıkmıştır . Farmakolojik tedavilerden en çok SSRI’lardan sıkça sözedilmektedir. Trisikliklerin ya da monoamin oksidaz inhibitörlerinin daha az etkin olmasından ziyade SSRI’ların daha iyi tolere edilmeleri ve distimik bozukluk olgularında uzun süreli antidepresan kullanımının gerekliliği nedeniyle olduğu ifade edilmektedir. SSRI’ların birbirlerine üstünlüğü gösterilememiştir. Ancak çocuklarda ve ergenlerde paroksetinin tercih edildiğine ilişkin bazı çalışma sonuçlarından sözedilmektedir.
Psikoterapi teknikleriyle olsun farmakaolojik tedaviler olsun aileye eğitim ve psikososyal destek mutlak tedavi programına eklenmelidir. Maalesef distimik bozukluğun kronik seyri, yineleme riski, psikososyal sonuçları ve tedaviye alı-şılmamış yanıtları son çalışmalarda idame tedavisi-nin ağırlık kazanmasına yol açmaktadır. 

Hiç yorum yok