SUAT DERVİŞ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ KISACA

Suat Derviş 1903 yılında İstanbul’un Moda semtinde varlıklı bir ailenin kızı olarak gözlerini dünyaya açtı. Babası  İstanbul Darilfünün bugün ki adıyla İstanbul Üniversitesi kurucularından olan Derviş Paşanın oğlu Tıp profesörlüğü yapan İsmail Derviş, Annesi ise Padişah Abdülmecid ‘in mabeyncilerinden Kamil Bey’in kızı Hesna hanımdır.  Ailesi ona aslında Hatice Suat ismini versede Suat erkek ismi olduğu için “Hatice Saadet ” adını almıştır.

Çocukluk döneminde evde özel eğitim alıp Almanca ve Fransızcayı öğrenmiş olan Suat Derviş bu iki dilide ana dili gibi konuşabiliyordu. Eğitimine Almanya Berlin Konservatuvarı ve Edebiyat Fakültesi’nde tamamladı. Bu eğitimini tamamlayıp yurda dönen Suat Derviş Türkiye’nin ilk kadın gazetecisidir.
SUAT DERVİŞ KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ KISACA
Suat Derviş çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu. İlk yayınlanan şiiri “Hezeyan” çocukluk arakadaşı Nazım Hikmetin yardımıyla o dönemki Alemdar gazetesinin ekinde yayınlanmıştır.
Suat Derviş Türkiye’nin ilk kadın gazetecesi olmanın dışında Türkiye’nin ilk basın sendikası’nın kurucusu olan beş kişiden biridir. Henüz insanların bir kadının gazetecilik yapmasını bile tuhaf karşılandığı bir dönemde sadece gazetecilik yapmakla kalmamış aynı zamanda bir kadın sayfası oluşturmuştur. Yaptığı önemli röpörtajlarda tanınmasına büyük pay sağlayan Suat Derviş Feminizmi ateşlendiren ve hareket katan bir yazardı.

Hayatı boyunca birçok başarıya imza atan Suat DERVİŞ Fransa’da basılan ilk türk roman yazarıdır.Yazıları on sekiz farklı dile çevrilmiş ve dünya çapında tanınmıştır.

Son posta gazetesinde çalışırken Montrö Boğazlar Sözleşmesini izlemek için İsviçre’ye  gitmesi üzerine yurt dışına giden ilk kadın gazeteci ünvanını almıştır. 1936 yılında Tan gazetesinde çalışırken Sovyetler Birliğine yaptığı gezi ile dış dünyaya bakış açısı değişmiş ve  oradan dönüşte yazdığı röpörtaj dizisinden sonra “Kıpkızıl komünist “ olarak yaftalanmış ve gazeteden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Gazeteden ayrıldıktan sonra sol görüşleri iyice ilerlemiş ve Türkiye Komünist Partisi genel sekreteri Reşat Fuat BARANER ile evlenerek bu noktadaki görüşleri iyice pekiştirmiştir.1944 yılında Niçin Sovyetler Birliği Dostuyum ? adlı incelemesi yüzünden artık Hatice Saadet BARANER kimliği ile gazetecelik yapamaz ve bu tarihten sonra Suat DERVİŞ takma adı ile yazmaya başlamıştır.
Aynı yıl eşini saklamak ve Türkiye Komünist Partisi’ne katılıp tutuklanmıştır.Tutuklanma sırasında çocuğunu kaybeden Suat DERVİŞ sonrasında çok sıkıntılı dönemler geçirmiştir. 1951 de eşinin tekrar yargılanması üzerine kendisinin de tekrar tutuklanma olasılığı yüzünden yurdu terk ederek 1968 yılında eşi serbest kalana kadar İsveç’te  ablasının yanında yaşamıştır.

Azimli ve hırslı bir yapısı olan Suat DERVİŞ hayatı boyunca inandığı şeyleri savunmaktan asla vazgeçmemiştir. Toplumsal Edebiyatda yoğunlaşmış ve bunların gelişip yerleşmesinde büyük katkıları olmuştur.Eşinin ve ablasının ölümü onu derinden etkilemiş ve daha sonra ciddi sağlık sorunları yaşamıştır. Gözlerinde problem olmasına rağmen yazmaktan hiç vazgeçmemiş ve bu dönemde dahi çok önemli eserler vermiştir. Gözlerinden birinin Moskova’da geçirdiği ameliyat sonucu biraz olsun düzeldikten sonra arkadaşı Neriman HİKMET ile birlikte Devrimci Kadınlar Birliğini kurmuştur.1971 yılında devrimci gençleri evinde sakladığı için tekrar tutuklanıp serbest bırakılmıştır.

En büyük eseri “Fosforlu Cevriye’yi “ Gülriz SURİRİ için tiyatro oyununa dönüştürdükten bir süre sonra şeker komasına girerek 1972 yılında hayata gözlerini yuman bu Devrimci kadın hayatı boyunca hep başarılı işlere imzasını atmış ve daima saygıyla anılmıştır.

Eserleri :
•    Kara Kitap (1921)
•    Ne Bir Ses Ne Bir Nefes (1923)
•    Hiçbiri (1923)
•    Ahmed Ferdi (1923)
•    Behire'nin Talibleri (1923)
•    Fatma'nın Günahı (1924)
•    Ben mi (1924)
•    Buhran Gecesi (1924)
•    Gönül Gibi (1928)
•    Emine (1931)
•    Hiç (1939)
•    Çılgın Gibi (1934)
•    Yalının Gölgesi (1958)
•    Fosforlu Cevriye (1968)
•    Ankara Mahpusu (1968, ilk olarak 1957'de Paris'te Fransızca)
•    Niçin Sovyetler Birliğinin Dostuyum? (1944 )

Hiç yorum yok