HALTER SPORUNUN TARİHÇESİ

Halter sporunun tarihçesine geçmeden önce biraz halter sporundan bahsetmek istiyorum.
Halter; 1,31 m uzunluğunda, 26 mm kalınlığındaki metal bir çubuğu iki ucuna asılı belirli kilodaki ağırlığın, iki kolla başın üzerine kaldırılması temeline dayanan bir ağırlık kaldırma sporudur.
Halter sporu koparma, silkme olarak ifade edilen kurallar doğrultusunda uygun biçimde gerçekleştirilmektedir.
HALTER SPORUNUN TARİHÇESİ
Bu sporu yapan kişiler kilolarına göre gruplara ayrılmaktadır.52 kg’a kadar olanlara “sinek sıklet”, 56 kg kadar olanlara “horoz sıklet”, 60 kg’a kadar olanlara “tüy sıklet”, 67.5 kg’a kadar olanlara “hafif sıklet”, 75 kg’a kadar olanlara “orta siklet”, 82.5 kg’a kadar olanlara “hafif ağır sıklet”, 90 kg’a kadar olanlara “orta ağır sıklet”, 100 kg’a kadar olanlara “ağır sıklet”, 100 kg’dan yukarı olanlara “süper ağır sıklet” olarak tanımlanmaktadır.

Halter Sporunun Tarihçesi

Halter kişisel güç ve dayanıklılığı ölçmek adına milattan öncesine kadar dayanan bir spordur. Yapılan araştırmalara göre halter eskiden günümüzdeki gibi değil de ağır bir kaya veya taş kütleleri kaldırılarak yapılan bir spordu. Başlangıcı çok eski çağlara dayanan bu sporun örnekleri tarihsel nitelikteki vazo ve freskolara işlenmiştir.

Günümüzdeki halter sporunun başlangıcı ise 19.yy.ilk yarısına rastlamaktadır. Paris’te açılan “jimnasium” halter sporunun gerçek anlamda doğduğu yer olmuştur. Halter sporu 1920 yılında Anvers Olimpiyat oyunlarında resmi programa alınmıştır. Eski dönemlerde üç dalda yapılan olimpiyat yarışmaları günümüzde iki dal üzerinden yapılmaktadır.

Halter sporunda ilk olarak ABD’liler, Fransızlar, İtalyanlar, Mısırlılar uluslararası yarışmalarda ilk akla gelen ülkelerden olmuşlardır. 1952 yılından sonra ise SSCB; 1970 sonrasında ise Bulgarlar adlarını duyurmaya başlamışlardır.
Türkiye’de Halter Sporu,

Günümüzde bildiğimiz anlamda halter sporu Türkiye’ye 1890’li yıllarda girmiştir. Bu anlamda halteri ülkemizde ilk tanıtan isim Faik Üstünidmandır. 1904 yılında 112 kg’la Olimpiyat şampiyonu olan Yunanlı rakibine karşılık günlük çalışmalarında 115kglık ağırlık kaldırmış ve bu anlamda birçok sporcunun yetişmesine de katkı sağlamıştır.

Türkiye ilk olarak 1924 yılında Paris Olimpiyat oyunlarına Cemal Erçman ile Şevki Sezgin adlı halterciler ile katılmıştır. Daha sonra 1928 yılında Amsterdam Olimpiyat Oyunlarına yine Cemal Erçman Ay-Yıldızlı forma altında yarıştı.
Ardından uzun yıllar bu anlamda bir katılım yapmayan ülkemiz 1945 yılında İllun Enülkümen, Boğos Kambur, Haşim Ekener, İlhan Kırgül ve Mesut Şurdum gibi kişiler halter sporunun canlanmasına vesile olmuşlardır.

1955 yılına kadar Türkiye Güreş Federasyonunun altında olan halter çalışmaları ayrılarak Türkiye Halter Federasyonu kurulmuştur. Halter sporunda 1959 yılında Metin Gürman’ın Akdeniz oyunlarında kazandığı şampiyonluk sayesinde bu sporda yeni bir çığır açmıştır. Ama bu anlamda Ülkemize dünya şampiyonluğunu 1986 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye sığınan Naim Süleymanoğlu Seul Olimpiyatlarında, 60 kg’da toplam, silkme, koparmada dünya ve olimpiyat rekorlarım kırarak erişilmesi güç bir başarı elde etmiştir. Naim Süleymanoğlu bu başarısını üç kez dünya şampiyonluğunu kazanarak sürdürmüştür. 1989’da yılında da yine bir Dünya şampiyonu Türk, Süleyman Hafızoğlu, SSCB vatandaşlığından çıkarak Türk vatandaşlığına geçmiştir. Halter sporunun bayanlar bölümünde ise 83 kiloda Derya Açıkgöz 3 bronz madalya kazanarak Dünya 3.’lüğünü elde etmiş ve halterde başarı gösteren ilk bayan sporcumuz unvanını alma hakkını kazanmıştır.

Hiç yorum yok