Madde Bağımlığı Nedir, Madde Bağımlılığından Kurtulmanın Yolları

Son yıllarda dünyanın her yerinde, serbest ilaç piyasasında bulunan ya da kanun dışı yollarla sağlanan ilaçları ve çeşitli uyuşturucu maddeleri kullananların sayısında büyük bir artış görülmektedir. Bu tür ilaçlara alışkanlık ve tutku gösterenlerin büyük bir kısmı vücutça sağlam, ruhen belirli bir ruh hastalığı alanına girmeyen insanlar ve özellikle gençlerdir. Başka bir deyimli, bu maddeleri kullanma amaçları bedensel ve ruhsal bir hastalığı ya da belirtiyi düzeltmek değildir.

Madde Bağımlılığından Kurtulmanın yolları

Tıbbi amaçlar dışında, bu tip ilaçların kullanılması bir davranış problemidir. Bu şekilde bir kullanım, amaçları bedensel ve ruhsal bir hastalığı ya da belirtiyi düzeltmek değildir. Tıbbi amaçlar dışında, bu tip ilaçların kullanılması bir davranış problemidir. Bu şekilde bir kullanım, kişinin hazzını arttırmak veya elemini azaltmak amacına yönelmiştir. İçinde yaşadığı kültürün veya alt kültürün seçimine uyarak bazı kişiler bu hazza ilaçlar aracılığı ile ulaşmak isterler. İlaç alma ve ilaçlara bağımlılık, bir davranış şekli olduğuna göre geçmiş yaşantıların ve içinde yaşanılan çevrenin karşılıklı etkisi sonucu doğar.
Madde Bağımlığı Nedir
Günümüzde keyif verici olarak kullanılan maddelerin hemen hepsi başlangıçta tıbbi tedavi amaçlarıyla kullanılmıştır. İnsanların tedavi amacıyla kullanmaya başladıkları afyon ve esrar zamanla bu amacının dışına çıkarak keyif verici özelliği ön plana çıkarılarak kullanılmaya başlanmıştır.
İnsan, yaşamı boyunca bazı alışkanlıklar edinebilir. Kimi bireyler için bu alışkanlıklar yaşamın haz ve mutluluk veren yanları iken, kimi insanlar için bunlar bıkkınlık yaratan alışkanlıklar olarak kabul edilir.
İnsan, alışkanlıklarından haz duyup mutlu olsa da olmasa da, ruh yapısı gereği kişilik kalıplarının dışına çıkmak ister, değişik ve yeni bir yaşantı arar. Bu arayış insanın yaşama gücü kazanması, kişiliğini geliştirip olgunlaştırması, kendi varlığını geliştirmesi için gereklidir. Günlük yaşamın tekdüze sürüp giden alışkanlıklarının yanına müzik inleme, enstrüman çalma, şiir yazma, resim yapma, koleksiyon oluşturma, maket gemi yapma vb. alışkanlığını katan insan; bir yandan kişiliğini geliştirirken, bir yandan da çevresini, toplumu süsleyip zenginleşmektedir.
Radyo dinlemek, televizyon izlemek, tavla ve kağıt oyunları oynamak, hatta birkaç dost ile oturup söyleşişi yapmak gibi davranışlar bile ölçü kaçırıldığında kişinin yaşamını olumsuz bir şekilde etkileyen kötü ve zararlı alışkanlık haline dönüşerek kişinin çalışma gücünü azaltır, başarısını düşürür ve çevre ile ilişkilerini aksatır.
Alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddelere ve ilaca alışkanlık kısa zamanda aha kötü ve zararlı sonuçlar verir, bu maddeler öncelikle merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olup kişinin ruhsal yaşamını, duygusunu, düşüncesini, hareketini değiştirirler ve kimyasal özellikleri neniyle, kısa ve kolay yoldan bağımlılık yaratırlar. Bu nedenle insandaki alışkanlık eğilimine, bu tür maddelerin bağımlılık yarata özelliği katılınca kolaylıkla madde bağımlılığı gelişir.
Uyuşturucu madde bağımlılığı, bağımlı olunan maddenin elde edilmesi için, bireyin bütün bireysel için, bireyin bütün bireysel ve toplumsal değerleri feda edebileceği çok tehlikeli bir bağımlılık türüdür. Bağımlı olunan maddeden başlangıçta beklenenler, haz verici özelliklerdir. Sıkıntılı, problemli zamanlara bu “dost” sayılan madde ile geçirmek, bireyleri ilk kullanımda problemlerin bulunduğu bir dünyadan yapay bir cennete taşımaktadır.
Madde kullanımı ile elde edilen bu sahte cennet, bireyi tuzağa düşürerek tutsak etmekte, birey de bu aldatıcı cennetin arayışı içinde maddeyi yaşamının en büyük kurtarıcısı ve arkadaşı olarak kabul etmeye başlamaktadır. Yapay cennette buldukları, tek düze bir yaşam yerine renkli rüyalar ve sanrılarla yaşamalarıdır. Günlük yaşamdaki kaygılardan, cesaretsizlikten, güvensizlikten kendilerini uyuşturarak kurtulmak istemeleridir. Ancak sanrılarla iyi vakit geçirdiklerini, düşünmelerini bilincin ve düşüncelerin merkezi sinir sisteminin zarar görerek düşünce bozuklukları ortaya konmasından başka bir şey değildir. Kendisini günlük yaşamda pasif, güvensiz, gören bir bireyin uyuşturucu ile coşkulu kendine güvenen bir insan haline geldiğini sanması çok zararlı bir yanılgıdır. Genel olarak insan alkol, uyuşturucu ve uyarıcı maddeleri kullanmaya kendisine elem veren duygulanım durumlarından kurtulmak için başlar, marazi neşe ve balayı döneminde kısa bir süre bunlardan kurtulduğunu sanır, unutulmamalıdır ki birey daha sonra bütün bağımlılık dönemi içerisinde kaçıp kurtulmak istediği bütün elemleri sıkıntıları, çok daha şiddetli ve yoğun bir biçimde yaşar.
Bu nedenle toplum olarak bağımlılık yaratan ve zarar verici maddelerin insanlar üzerindeki yaptığı büyük tahribatların önene geçilmeli ve gençlerimizi bu konuda eğitmeli ve bilinçlendirmeliyiz. Bu kötü alışkanlıkla mücadele tüm insanlığın görevidir.

Madde bağımlığıyla mücadeleye bazı ana ilkeler etrafında bakmak faydalı olacaktır:

1. Bireysel ve toplumsal çapta uğraş, ülkeler arası iş birliği gerektirir.
2. Yalnızca kullanıcıya karşı propaganda ya da kullanım sonrası tedavi değil aynı zamanda üretimi ve satışı ile de mücadele şarttır.
3. Madde teminin zorlaştırılması doğrudan bağımlılara bir fayda sağlamasa da zaman içerisinde kullanıcı sayısını azaltmakta dolaylı olarak bağımlı sayısına de gelecekte etki etmektedir. Bunun örneği içki ve sigara satışını gençler için kısıtlayan bazı batı ülkelerinde görülmüştür.
4. Bağımlı miktarını azaltabilmek için karşı propaganda sadece bağımlı grubuna değil sosyal içiciler dâhil herkese yapılmalıdır. Artan dozun nelere yol açabileceği, “ben her gece büyük bir şişe devirmiyorum ki” savunmasının insanı aldatabileceği anlatılmalıdır.
5. Eğitim, karşı propaganda da çok önemlidir. Ancak ehil kişiler tarafından yapılmalıdır. Eğitici, konu ile ilgili her soruyu cevaplandırabilecek tarzda yetişmiş olmalıdır. Eğitimde tıbbı bilgi içeren kısımlar mutlaka hekim denetiminde verilmelidir. Eğitim standart olmayıp hedef gruba özgül hazırlanmalıdır. Yanlış verilen ve gereksiz tekrarlanan eğitimin özendirici olabileceği unutulmamalıdır.!
6. Eğitim ve tedbirler özellikle risk gruplarına karşı daha dikkatle uygulanmalıdır. İçeriği sadece “yapma” demenin ötesinde olmalıdır, çünkü bunun işe yaramadığı artık bilinmektedir.
Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak için maddeyi kullanma nedenlerine alternatif yollar üretmek gereklidir. Onların; olgun gözükme, büyümenin verdiği sıkıntı ile baş etme, gruba kabul edilme, ebeveynden farklığını belli etme gibi kaygıları ciddiye alınmalı ve bunları aşabilecekleri sosyal fırsatlar önlerine açılmalıdır. Bu amaçla spor imkanlarının artırılması önemli bir araç olabilir. Gençlerin tedavisi erişkinlerden zordur ve sonuçları genellikle daha kötüdür.
7. Tedavi, belli bir dönemle sınırlı kısa bir süreç olarak düşünülmemelidir. Uzun süreli takip önemlidir. Tedavi sonrası sosyal desteğin sürdürülmesi, sosyal yetenekleri geliştirici ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmaya yardımcı olan uygulamalar yararlıdır. Aynı arkadaş grubuna dönüş sıklıkla yeniden başlama nedenidir. Maddeyi tamamen bırakmasa dahi miktarını azaltmak ve alternatif yaşam stili oluşturmanın büyük önemi ve yararları vardır.
8. Madde kullanımı, bazen temelde seyreden başla bir ruhsal bozukluktan dolayı olabilir. Örneğin depresyon, paranoya varsa önce bu tedavi edilmelidir. Bazen madde kullanımı anti sosyal kişilikte olduğu gibi bir kişilik bozukluğunun parçası olabilir.
Sonuç olarak, hiçbir alkol bağımlısı bir gün bağımlı olabileceği düşüncesi ile alkole başlamamıştır. Sorunlarından ve kaygılarından kurtulmak için bir doktor kontrolü olmaksızın birkaç yatıştırıcı ilaç alan genç insan, bu ilaçlara bağımlı hale geldiğini belki de ancak bağımlılık aşamasında fark edecektir. Arkadaş çevresinde kendini kabul ettirmek ya da “bir kere denemekle bir şey olmaz.” Düşüncesiyle sırf merak ettiği için bu maddeyi kullanan kir kişi belki de nasıl bir bataklığın içine sürüklendiğini görebilse, böyle bir denemeye kesinlikle kalkışmayacaktı. Unutulmamalıdır ki, tedavisi çok güç ve neredeyse imkansız olan uyuşturucu ve uyarıcı madde bağımlılığı ile mücadelenin en etkin yolu bu tür maddeleri hiçbir zaman, her ne koşulda olursa olsun kullanmamaktır.

Hiç yorum yok