2 Ağustos 2015 Pazar

Açık alanlarda keneden korunmak için yapılması gerekenler!
Açık yerlere, piknik alanlarına gidip geldikten sonra vücutta kene var mı diye kontrol edilmeli.
Keneye rastlandığı durumlarda en kısa sürede vücuttan uzaklaştırılması gerekir eğer ıssırmışsa koparmayın en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Eğerki keneyi kendimiz çıkarmamız geregirse de ancak bunu elle yapmamak lazım pens yardımı ile bir vidayı sağa sola çevirir gibi kendimiz çıkarabiliriz. Keneleri çıkarırken üzerine sigara, alkol, kolonya gibi şeyler damlatmamamız lazım siz yinede kendiniz yapmayın. Yaz aylarında insanlar şehir hayatından uzaklaşmak için kendilerini ormanlık alanlara atar ailecek piknik yaparlar ancak ormanda bizi bekleyen kene tehlikesi olabilir keneden korunmak için uzun kollu giyisiler tercih edilmeli şortgibi kapri gibi kısa giyisiler tercih edilmemelidir.


Piknik alanlarına ve tarlalara giderken vatandaşların uzun kollu giysiler giymesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar. Tarlada çalışanların, hayvancılıkla uğraşanların pantolonlarını çoraplarının içine koymaları, yani vücutlarında açık alan bırakmamaları gerekiyor. Hayvanların barındıkları yerlerin sıkça ilaçlanması lazım şeklinde bilgi vermektedirler.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ağustos 02, 2015
Yazan: sefa güler Pazar, Ağustos 02, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Kişinin sevdiği insanı kıskanması gayet doğal bir durumdur özellikle türk erkeklerinde kıskanma duygusu oldukca yoğundur. Sevdiğiniz erkek veya kadın tarafından kıskanılmak kişinin hoşuna gider o kişinin kendinizi sevdiğini daha iyi anlamış olursunuz fakat bazı kişiler aşırıya kaçar bu normal değildir aşırı kıskanmak kötü sonuçlara yol açmaktadır aşırı kıskanan kişiler ilişkilerini uzun süre tutamaz şiddetli geçimsizlik ortaya çıkar bu nedenlede boşanmalar, şiddet, güvenmeme gibi durumlar ortaya çıkar. Normal kıskanmalar zamanla yerini sevgiye ve güvene bırakır ilişkinin temeli sağlam olmuş olur. Kıskanma özellikle çocuklarda çok olur ilk çocuğunuz yeni doğan çocuğunuzu kıskanır bununda altında sevgi yatar yani beni artık sevmezler duygusu gibi burda anne babalara büyük sorumluluk düşmekte çocuğunuzun birini severken diğerini sevgisiz bırakmayın.

Kıskanmak normal bir durum mudur uzmanların görüşleri şunlardır

Kişinin sevdiği birini kaybetme korkusu doğaldır. Bu nedenle birbirini seven iki insan arasında yaşanan belirli bir seviyede kıskançlık normaldir ve ilişkileri olumlu yönde etkilemektedir. Özellikle ilişkilerin ilk zamanlarında yaşanan, çiftlerin birbirlerini yeterince tanımamalarından kaynaklanan kıskançlık duygusu, zamanla yerini sevgi, güven ve sadakat gibi duygulara bırakabilmektedir.


Şunuda belirtmek isterim sizde çevrenizde aşırı kıskanan kişileri görünce rahatsız oluyorsunuzdur çünkü aşırı kıskanan kişi sevdiği kişiyi uzebilir, incitebilir kendisine güvenmeme gibi durumlar ortaya çıkar psikolojik sorunlar yaşaya bilir. Bazen bazı şeyleri uzmanların açıklamasına gerek kalmaz hayatta teçrübelerimiz yaşayarak anlatmaktadır.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Pazar, Ağustos 02, 2015
Yazan: sefa güler Pazar, Ağustos 02, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Cep telefonuyla uzun konuşanlar dikkat!

Eskiden cep telofonu günümüzdeki kadar yaygın değildi sağlık sorunlarıda bu kadar üst seviyede değildi. Teknoloji hayatı kolaylaştırsada bir takım zararlarıda ortada telefonla uzaklardaki sevdiklerimize bir tıkla gerek sesli gerekse görüntülü görüşmekteyiz bize sevdiklerimizle hasret giderme imkanı sağlamakta fakat cep telefonlarıyla aşırı konuşmak sağlık açısından pekte sağlıklı değil.
Radyasyon yaydığı için beyinde tümör oluşumunu hızlandırdığı uzmanlar tarafından söylenmekte başka hastalıklara da yol açmakta. Birde işi gereği cep telefonuyla sürekli konuşmak zorunda kalan kişiler var bu kişilerde konuşma yaparken kulaklık kullanılması tavsiye edilmekte. Eğer kulaklık yok ise telefonu kulağa uzak tutarak konuşulması tavsiyeler arasında.

Sağlık herşeyden önemli bu bilinci kaybetmememiz gerekli ne olacak bana birşey olmaz düşüncesi her zaman yanlış çıkmıştır çünkü insan oğlunun geninde var başına birşey gelmeden eyvah demez başına birşey geldiğinde de keşke yapmasaydım diye pişmanlık duygusu ön plana çıkar. Kesinlikle cep telefonuyla uzun konuşmak zararlıdır konuşmalarımızı çok uzun tutmamalıyız. Bende bu yazım da keşke demeden bazı önlem alınması gerektiğini siz değerli okuyucularıma belirtmek istedim saygılarımla.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, Ağustos 01, 2015
Yazan: sefa güler Cumartesi, Ağustos 01, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Kahvaltı yapmanın önemini uzmanlar açıklamaktadır bazı kişiler kahvaltı yapmaktan kaçınır ya erinmekten yapmazlar yada işe yetişme korkusundan oysaki kahvaltı erken yapılırsa faydası daha çok günde 3 öğün yemek yemeliyizki vücudumuz gerekli vitaminleri alabilmeli. Alışkanlık haline getirirsek kahvaltı yapmayı güne daha iyi başlamamızı sağlayacaktır özellikle sigara alışkanlığı olanlar kahvaltı yapmadan sigara içmemelidir.
Uzmanların görüşleri
Bedenimiz, yediğimiz besinleri sindirmeden kullanamaz. Yemeklerin pişirilme süresi olduğu gibi sindirimleri için de belli süreler gerekir. En zor sindirilen besinler proteinler ve yağlardır. Bu besinler ince bağırsağımızın en son kısmından sindirilir. Sindirim süreleri de yaklaşık 8-10 saati bulmaktadır. Bedenimiz bu besinleri gece 23.00-02.00 saatlerinde yapılanmada kullanır. O zaman bizim protein ve yağları en geç saat 03.00'te yemiş olmamız gerekir. Bu da öğlen yemeğimizin yaklaşık 14.00-15.00 gibi bitmiş olması gerektiğini söylüyor. Sabah kahvaltısının da yaklaşık 6 saat önce bitmesi gerekir. Bu yüzden biz de öğlene kadar sabah kahvaltımızı bitirmiş olalım.

Sabah kahvaltısını alışkanlık haline getirmeliyiz sağlıklı yaşam için bu önerilere dikkat etmeliyiz. Uzmanların anlatmak istediği erken yapılan kahvaltının vücudumuza faydalı olduğunu belirtmektedirler.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, Ağustos 01, 2015
Yazan: sefa güler Cumartesi, Ağustos 01, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

31 Temmuz 2015 Cuma

Bitkisel diye satılan boy uzatma ilaçları, boy uzatan haplar gerçekten işe yarıyor mu? soruların cevabı makalemizde!.
Günümüzde oldukca yaygınlaşan bitkisel ilaçlar her yerde reklamı yapılmakta ve satılmakta boy uzatma hapları, boy uzatan ilaçlar diye piyasada satılmaktalar bu bitkisel ilaçlar genelde tv lerde radyolarda satılmakta eczanede de satılan varmı bilmiyorum ancak bunlar sağlık bakanlığı değil tarım bakanlığı onaylı. Biraz düşünürsek bu ilaçların gerçekten boy uzatıp uzatmadığını anlamakta mümkün. Bu haplar, ilaçlar neden sağlık bakanlığı onaylı değilde tarım bakanlığı onaylı benim bildiğim tarım bakanlığı hayvanlara bakıyor. Tüketiciyi aslında kandırmaktan başka birşey değil sadece para için yapılan bitkisel ürünler.
Uzmanlar boy uzaması  belli bir yaşa kadar olur ve artık boy uzamasının imkanı olmadığını belirtmektedir. Aşşağıda uzmanların açıklamalarından bir kısmını sizler için paylaştım neden boy uzamasının imkansız olduğunu anlaşır bir dille açıklamışlar. Boyun uzaması genelde 18 yaşına kadar gerçekleşir bu yaşa kadar fiziksel aktiviteler boyun uzamasına yardımcı olabilir mesela basketbolcuların boyu uzundur fakat 20 yaşındaki biri sabah akşam basketbol oynasa boyu uzmaz.


Uzmanların görüşleri

Normal boyda bir kişinin boyunun uzatılmasına gerek olmadığı gibi bu gibi besin katkı maddeleri ve ilaçlarla daha fazla uzaması da mümkün değildir. Büyüme kemiklerin eklem yerlerinde bulunan büyüme kıkırdakları yardımıyla gerçekleştiğinden ve 18 yaş civarı bu kıkırdaklar kemikleştiğinden büyüme de durur ve kişi erişkin boyuna ulaşmış sayılır. Bundan sonra kişinin boyu kısa olsa bile daha fazla uzaması bu tür be­sin katkı maddeleri veya herhangi ilaç tedavisi ile müm­kün değildir.
Gördüğünüz gibi herkeze inanıp paranızı çöpe atmayacağınızı anlamışsınızdır bilmediğiniz bu bitkisel ilaç diye satılanlar sizin saglığınızı olumsuz etkileye bilir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cuma, Temmuz 31, 2015
Yazan: sefa güler Cuma, Temmuz 31, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

30 Temmuz 2015 Perşembe

Deprem nedir, nasıl oluşur, son depremler ve deprem anında yapmamız gerekenler nelerdir 

Şiddetli depremler ülkelerde can ve mal kaybına neden olmaktadır en önemlisi ise can kaybı. Deprem doğal afettir insan gücünün karşı koyması imkansızdır sadece bazı önlemler alınabilir can kaybını ise aza indirmek için deprem anında yapılacak bazı önlemler alınmalıdır. 99 depremini ben yaşadım o anı hayatım boyunca unutamam daha bilinçli toplum olmak zorundayız depreme karşı koyamayız ama önlemler alabiliriz can kaybını en aza indirebiliriz yani tedbiri biz alalım gerisi takdiri ilahiye kalmış o anda yapacağımız fazla birşey yok ama önceden aldığımız önlemler hayatımızı kurtarabilir. Enson oluşan depremleri aşşağıda verilen bağlantıdan öğrenebilirsiniz.

Kısaca deprem nedir

Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılar deprem denir.
Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 12 km. derinliğe kadar uzanan elastik kısımla üst kabuk içinde oluşur. Bu derinlikten daha aşağılarda sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için yer değiştirme hareketi depremsiz, kırip denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise her yıl birkaç cm.lik yer değiştirme yüzyıllarca birikerek birkaç metre birden büyük bir depremle oluşmaktadır. Depremler sırasında ilk kırılma başlangıcının bu elastik alan sınırında oluştuğu anlaşılmaktadır.
Deprem Nasıl Oluşur:Yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda oluşan yer değiştirme hareketinin neden olduğu karmaşık elastik dalga hareketleridir. Bu yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğdu orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir.
Deprem Dalgaları:Depremi oluşturan faylanma ile birlikte odaktan çeşitli türlerde sismik dalgalar yayılır. Bunlar boyuna dalgalar, enine dalgalar ve yüzey dalgalardır. Boyuna dalgalara P dalgası denir. P dalgaları yayılma doğrultusu ile aynı yönde parçacık hareketi oluştururlar. S dalgası olarak adlandırılan enine dalgalar, yayılma doğrultusuna dik yönde parçacık hareketine neden olurlar. Yapılarda hasara S dalgaları neden olur. S dalgalarının yeryüzündeki yansımaları sonucu yüzey dalgaları "Love ve rayleigh" (dalgaları oluşur) S dalgalarının hızı P dalgalarından yavaştır.Depremler sismograf adı verilen aletler tarafından kaydedilir. Sismografların yer hareketini büyütme yetenekleri amaca göre değişebilmekte gerektiğinde 1 Milyon kez büyütme elde edilebilmektedir. P dalgaları sismografda S dalgalarına göre çok önceden gelir. En son yüzey dalgaları ulaşır.

Deprem Sırasında Alınacak Önlemler Nelerdir

Bina içersinde deprem anında yapmamız gerekenler
*Bina İçerisinde kesinlikle panik yapmamalıyız. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durmalıyız. Varsa sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelmeli veya uzanmalıyız. Başımızı iki elimizin arasında alarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korumalıyız. Sarsıntı geçene dek beklemeliyiz.
*Tekerlekli sandalyede isek tekerlekleri kilitleyerek başımızı ve boynumuzu korumaya almalıyız.
*Mutfak, imalathane, laboratuar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazları kapatmalıyız. Dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşmalıyız. Birinci maddede belirtildiği şekilde kendimizi korumalıyız.
*Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatmalıyız. Soba ve ısıtıcıları söndürmeliyiz. Diğer güvenlik önlemlerini almalıyız ve daha önceden hazırlanmış acil durum çantası ile gerekli olan eşya ve malzemeyi yanımıza alarak derhal binayı daha önce tespit ettiğimiz yoldan terk edip toplanma bölgesine gitmeliyiz.
*Merdiven, balkon, koridor ve geniş sahanlı yerlerden, kolonlardan ve pencerelerden uzaklaşmalıyız.
*Okulda isek sınıfta kalarak sağlamsa sıra altlarına ya da sıra yanına birinci maddede belirtildiği şekilde başımızı korumalıyız.
*Kesinlikle asansör kullanmamalıyız. Asansörde isek kat çıkış düğmesine basarak asansörü terk etmeliyiz.
Bina dışında deprem anında yapmamız gerekenler nelerdir?
*Enerji hatlarından, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşmalıyız. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olmalıyız.
*Deniz kıyısından uzaklaşmalıyız.
*Toprak kayması, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunmamalıyız. Böyle bir ortamda isek en seri şekilde güvenli bir ortama geçmeliyiz.
*Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olmalıyız.
*Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olmalıyız.
Araç kullanırken deprem anında yapmamız gerekenler nelerdir?
*Bulunduğumuz yer güvenli ise durmalı ve araç içinde kalmalıyız. Araç karayolunda seyir halinde ise; yolu kapatmadan sağa yanaşıp durmalıyız. Kontak anahtarını yerinde bırakıp, pencereler kapalı olarak araç içerisinde beklemeliyiz. Ancak sarsıntı durduktan sonra açık alanlara gitmeliyiz.
*Normal trafikten, ağaçlardan, direklerden ve enerji nakil hatlarından mümkün olduğu kadar uzaklaşmalıyız.3- Araç meskun mahallerde ise ya da güvenli bir yerde değilse; aracı durdurmalı, kontak anahtarı üzerinde bırakılarak aracı terk etmeli ve açık alanlara gitmeliyiz.
Metroda veya diğer toplu taşıma araçlarında deprem anında yapmamız gerekenler nelerdir?
*Gerekmedikçe, kesinlikle metro ve trenden inmemeliyiz. Elektriğe kapılabilir veya diğer bir tren çarpabilir.
*Trenin içinde, sıkıca tutturulmuş askı, korkuluk veya herhangi bir yere tutunmalıyız. 3- Metro veya tren personeli tarafından verilen talimatları izlemeliyiz. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü.
Son depremleri bu bağlantıdan öğrenebilirsiniz: En son oluşan depremler
Bu konumuzada göz atabilirsiniz.
Heyelan Nedir,Nasıl Oluşur ve Nasıl Önlenir
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Temmuz 30, 2015
Yazan: sefa güler Perşembe, Temmuz 30, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Kil maskesi e işe yarar ve nasıl yapılır; Cildi güzelleştirir cilt temizliği için en çok tercih edilen kil'dir çünkü doğal olduğu için yan etkisine pek rastlanmamıştır kimyasal medde karıştırmadan kullanılmalıdır faydasını bildiğimiz çeşitli doğal malzemeler kullanılmaktadır. cilt bakımı için cildinize uygun olan aşşağıdaki maske tariflerini kullanın.
Kil maskesi cildi güzelleiştirmek için uygulanır cilt'deki ölü hüçreleri canlandırır gözenekleri temizler. Ölü derileri yeniler siyah noktalardan kurtulmanıza yardımcı olur. Kil maskesi tariflerini uygulamak için öncelikle cildinize uyan tarifi seçmelisiniz cildiniz yağlı ise yağlı ciltler için maske tarifini uygulamalısınız eğer normal bir cildiniz var ise normal ciltler için kil maskesi tarifini kullanmalısınız.
Kil'den cilt maskesi yaparken püf noktaları unutmamalısınız öncelikle kili hazırlarken muhakkak 250°C-300°C de fırınlayın ve yeşil kil yağlıdır besleyicidir bu yüzden yeşil kil tercih edin. Kili sabundan uzak tutun kesinlikle sabuna karıştırmayın yoksa bakteri oluşur. Kili toz haline getirmek için cam kaseye koyun daha sonra içine su koyun suyun kilden fazla olması gerekir kil dibe çökünce suyu süzün kili fırına verin fırında kil toz haline gelecektir. Bu noktalara dikkat ederseniz cilt için yapacağınız bu maske tariflerinin faydasını görürsünüz bir de maskeyi uygulamadan önce kesinlikle cildinizi temizlemelisiniz maskeyi uygulamadan önce cilt temiz olmalıdır.
Burda sıralanan tüm cilt tipleri için, normal ciltler için, yağlı ciltler için, cilde canlılık kazandırmak için, siyah nokta ve gözenekleri temizlemek için kil maskesi tarifleri sıralanmıştır.


Kil maskesi tarifleri sayesinde cildiniz temizlenmiş olur daha güzel görün ortaya çıkar bu sayede kadınlar kendilerini daha güvenli hisseder doğal bakımın sırrı kil'den geçer.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Temmuz 30, 2015
Yazan: sefa güler Perşembe, Temmuz 30, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

29 Temmuz 2015 Çarşamba

Soğan doğrarken ağlamayan nadir dir gözler kendiliğinden yaşarır göz yaşları akmaya başlar bir de soğanın etkili acısı varsa o zaman soğan doğrayan kişiye allah kolaylık versin. Soğanın ağlatmasının ilginç nedeni var okuyunca sizde şaşıracaksını yani göz tehlike esnasında kendini korumaya almasından kaynaklanıyor.

Neden soğan doğramak ağlatıyor?

Soğan doğrandığında havaya lachrymatoryfactor isimli bir enzim yayılıyor ve bu da göz kaşıntı yapıyor. Göz ise kendini savunmak için gözyaşlarını kullanıyor.
Gördüğünüz gibi ilginç ve gözün kendini koruduğunu anlamış olduk demekki göz deyipte geçmeyecez çok önemli organlarımızdan birtanesidir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Temmuz 29, 2015
Yazan: sefa güler Çarşamba, Temmuz 29, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
  • RSS
Bumerang - Yazarkafe

Popüler Yayınlar

    Gönüllü Yazarlık Başvurusu ve İletişim Formu

    Ad

    E-posta *

    Mesaj *

    Blog Arşivi