4 Eylül 2015 Cuma

Kireçlenmeler için yumurta kabuğu zarı

Yumurta kabuğu zarı kireçlenmeden dolayı oluşan eklem ağrılarını azaltıyor.
Amerikada tesadüfen bulunan yumurta kabuğu zarının bu faydası kireçlenme den dolayı oluşan eklem ağrılarına çare olmakta.
Atlara yedirilen yumurta zarı ilerleyen zamanlarda atlara faydası görülmüş uzmanlar bunu görünce başka testler yapmış insanlar üzerinde de olumlu etkiler görülünce yapılan araştırmalar yumurta kabuğu zarının eklem ağrılarına yararlı olduğu ortaya çıkmış. Kireçlenme eklem bögelerinde ortaya çıkar yalılık hastalığı değildir ilaçların yan etkisi olduğu için kısa süreli ilaç tedavisi uygulanır fakat pek fayda etmez kronik hastalığı olanlarda ilaçları kullanamaz bu yüzden hiç bir yan etkisi bulunmayan yumurtanın kabuğundaki zarın iyileştirici etkisi olduğu için tüketilmesinde sakınca yoktur.
2006 yılından bu yana Amerika, Kanada başta olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde kullanılan Naturel Egshell Membrane-NEM olarak bilinen Doğal Yumurta Kabuğu Zarı Polimeri ile yapılan bilimsel araştırmalar kireçlenmeye bağlı ağrıları 7 ila 10 gün içinde hissedilir biçimde azalttığı yönünde olumlu sonuçlar vermiştir.

Yumurta kabuğunun zarı nasıl çıkarılır ve nasıl yenir

Zarı çıkarmak çok basit haşlayın kabuğu soyunca zar ortaya çıkacaktır birde çiğ yumurtayı ikiye ayırın beyazı ile sarısını bir kaba koyun kabuğundan zarını çıkarıp gönül rahatlığıyla olduğu gibi tükete bilirsiniz.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cuma, Eylül 04, 2015
Yazan: sefa guler Cuma, Eylül 04, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu halk arasında temizlik hastalığı olarak bilinen ciddi rahatsızlıklardan biridir en çok kadınlarda görülmekte erkeklerde görülmediği anlamına gelmez erkeklerde sadece kadınlara oranla daha az görülür. Kişi bulaşık makinesinin benden daha temiz yıkayamaz kendisinin bulaşıkları yıkadığı önemli psikolojik rahatsızlıktır sadece kendini etkilemez cevresindeki kişileride olumsuz etkiler.
Temizlik hastalığı nedir
Bazı kişilerde aileden gelen temizlik alışkanlıkları farklı tabi elbette temiz olunması gerekli fakat temizlik hastalığı dediğimiz rahatsızlık kişinin bir şeyi 10 kere yıkaması sonucu o şeyin temiz olduğuna inanmayıp tekrar yıkaması gibi durumlar söz konusu bu hastalık kişinin çevresindeki insanlarıda etkilemekte örneğin kapı kolunun temiz olmadığına inanarak dokunmaması. Hastalığa yakalanan kişilerin korkmasına gerek yok tedavisi mümkün.

Temizlik hastalığının bazı belirtileri

Her nesnede mikrop var sanıp temizlemeden dokunmaktan çekinme.
Banyo yaparken temizlendiğine inanmayıp tekrar yıkanması.
Ev temizliğinde tekrar tekrar evi temizlemek.
Simetri ve düzen takıntısı
Eskiyen eşyaların atılmaması ve biriktirilmesi gibi daha bir çok belirtileri görülmekte yani kafasında soru işareti hiç eksik olmaz.
Eğer bende bu hastalıktan şüpheleniyorum diye düşünüyorsanız bazı belirtiler, takıntılar sizde de mevcutsa korkmadan çekinmeden doktora başvurmak en mantıklısıdır doktor tavsiyesi üzerine tedavi uygulanması en doğru olandır.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cuma, Eylül 04, 2015
Yazan: sefa guler Cuma, Eylül 04, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

3 Eylül 2015 Perşembe

Demir eksikliği kırmızı kan hücrelerinin sayısının azalması diğer organlara yeterince oksijen taşınmaması sonucu ortaya çıkar vücutta kırmızı kan hücresi yetersiz olduğunda demir eksikliği belirtileri kendini gösterir.
Bu belirtiler: Halsizlik, Ciltte solgunluk, Nefes darlığı, Çarpıntı, Kaygı artışı, Saç dökülmesi, Konsantrasyon eksikliği, Yenmeyecek şeyleri yeme isteği, Zayıflamış, kırılgan tırnaklar, Özellikle çocuklarda iştah azlığı, Soğuk el ve ayaklar, Baş dönmesi, Bacaklarda karıncalanma hissi, Huzursuz bacak sendromu, Dil ağrısı, dilin şişmesi, Baş ağrısı, Sık görülen enfeksiyonlar, Kansızlık ve Göğüs ağrısı gibi başlıca belirtiler kendini göstermektedir.
Ufak çocuklarda sık rastlanan toprak yeme gibi yenmeyecek şeyleri yeme isteğine çocuğunuz varsa kesinlikle rastlamışsınızdır.
Çocuklarda oturma, emekleme ve yürüme gibi motor gelişmede gecikme, davranış bozuklukları, öğrenmede güçlük ve bağışıklık sisteminde azalma sonucu enfeksiyonlara yatkınlık görülür. Özellikle süt çocukluğu döneminde demir eksikliği varsa ağlarken katılma nöbetleri de yaşanabilir. Eğer kansızlık fark edilmez ve uzun bir süre bu şekilde devam edilirse kalp yetmezliği oluşabilir. Çocuk bu durumda zor nefes alma, ileri derecede halsizlik gibi şikayetler yaşayabilir.
Uzun süreli demir eksiklerinde tırnakların kaşığa benzer şekilde içe çökmesi, ağız köşelerinde çatlamalar, dilin üzerinin düzleşmesi, ağrılı olması ve yutkunma zorluğu daha çok erişkin hastalarda görülmektedir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Eylül 03, 2015
Yazan: sefa guler Perşembe, Eylül 03, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Herkezin sırtında kaşıntı olalabilir kaşıntıların bir çok nedeni vardır bu kullanılan ilaçlardan, her hangi bir hastalıktan, terlemeden ve giyilen giyisilerden de kaynaklana bilir. Kısa süreli kaşıntılar banyo yaptıktan sonra kendiliğinden geçer.
Sırtta kaşıntı
Uzun süreli kaşıntılar ve kaşımadığınız halde kızarıklık veya ağrı gibi belirtiler görüldüğü durumlarda yapmanız gerek tek şey doktora gitmektir neden kaynaklandığını öğrendikten sonra tedavisi hastalığa göre yapılmaktadır.
Her sırt kaşıntısı hastalıktan kaynaklanmaz örneğin çocukluğumuzda terli terli çimene uzanırdık sırtımız kaşınırdı banyo yaptıktan sonra kaşıntı giderdi.

Sırtta kaşıntı neden olur

Cilt kuruluğu, nemin, terin cilt üzerinde kuruması ve alerjiler kaşıntıya neden olabilmektedir. Terlemede kaşıntılara neden olabilir terlemeyle beraber sırtta gözenekler kapanır kaşıntı meydana gelir geçicidir. Karaciğer rahatsızlıkları ve demir eksikliğide kaşıntıya neden olabilir. Devamlı ve sürekli kaşıntılar her hangi bir hastalığın belirtisi olabilir doktora erken gidilmesi varsa hastalık başlangıcı tedavi için erken teşhis önemli. Sırttaki normal kaşıntılar için iyi bir banyo çözüm olabilir.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Perşembe, Eylül 03, 2015
Yazan: sefa guler Perşembe, Eylül 03, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

2 Eylül 2015 Çarşamba

Elektronik sigara hakkında bir çok uzman farklı görüşler ortaya koymaktadır. Bazıları e-sigaranın normal sigaradan daha çok zararlı olduğunu belirtirken bazılarıda aksine normal sigaradan daha az zararı olduğu kanatinde. E-sigara piyasada daha yeni olduğu için faydalımı yoksa zararlımı uzun süreli testler yapılmadığı için kesin ve net veriler bulunmamaktadır. Ülkemizde elektronik sigara yasak fakat kullanmak isteyen bir şekilde temin edebiliyor.
Elektronik sigara

Elektronik sigara gerçekten sigarayı bıraktırıyormu?

Çevremde e-sigarayı kullanan bir çok kişi oldu burda deyindiğim tecrübelerimi kısa da olsa anlatacağım. Sigarayı bırakmak için bir çok yönteme başvuran arkadaşlarım vardı e-sigaranın ilk çıktığı zamanlar birde bunu deneyelim diye altıklarına tanık oldum hatta benim yanımda da kullanan arkadaşlarım vardı. Şunu fark ettim kim kullandıysa sigarayı gerçekten bıraktı fakat sonra duydumki zararlı diye sağlık bakanlığı ülkemizde yasaklamış. Düşünüyorum acaba zararlımı yoksa faydalımı eğerki işe yarıyorsa sigara tüketen sigarayı bırakırsa birde ekonomik boyutu acaba bu kısmımı düşünerek zararlı yoksa gerçektenmi bakalım zaman herşeyin ilacı bekleyeceğiz zaman gösterecek elektronik sigara faydalımı yoksa zararlımı.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Çarşamba, Eylül 02, 2015
Yazan: sefa guler Çarşamba, Eylül 02, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

1 Eylül 2015 Salı

Artık yaşlandığımın farkındayım biz bu sanatcıların filimleriyle büyüdük yeri geldi ağladık, yeri geldi güldük hep söylerim Kemal Sunal filmleri komikde olsa her filminde yaşanmış bir konu işlenmiştir.

Usta Oyuncu Kemal Sunal Kimdir?

Kemal Sunal kimdir sorusuna cevap veriyorum aslında soru sormaya gerek yok usta oyuncuyu bilmeyen yoktur sanırım yinede kısaca hayatından bahsedelim ayrıca video ekledim izlemenizi tavsiye ediyorum. Hayatım boyunca izlediğim en usta oyuncudur bence işini ustalıkla yapan kemal sunal nadir kişilerdendi çevirdiği filmler halen izlenmekte. Kemal Sunal film çevirdiği yıllardaki teknoloji günümüzdeki kadar gelişmemişti teknoloji gelişti gelişmesine fakat bir kemal sunal daha çıkmayacak biliyorum. Usata oyuncu Kemal Sunal vefaatından bu yana onun yerini dolduracak başka sanatcı tanımıyorum yerini kimse dolduramaz bence kendisini 7 den 70 e herkez seviyor bende bu yüzden sizlere Kemal Sunal hakkında bilgiler topladım ve paylaşıyorum sizlerle.

Kemal sunal hayatı

Ali Kemal Sunal (11 Kasım 1944, İstanbul; 3 Temmuz 2000, İstanbul), Türk tiyatrocu, komedi oyuncusu, sinema sanatçısı ve yazar.
Türk sineması'nın büyük komedi oyuncusu ve sinema oyuncularından biri olarak kabul edilen Kemal Sunal, oynadığı rollerle Türk sinemasına yeni bir soluk getirdi. Çevirdiği filmlerde genellikle saf, şanslı, iyi yürekli karakterleri canlandırmıştır. Filmlerinin ilk gösterimlerinden yıllar sonra bile hala büyük bir ilgiyle izlenmesi olgusunu, yazmış olduğu bilimsel yüksek lisans tezinde sosyolojik olarak irdelemiştir.

Gençliği

İstanbul Küçükpazar semtinde doğan oyuncunun babası Malatya doğumlu Migros'tan emekli Mustafa Sunal; annesi Saime Sunal'dır. Kemal Sunal'ın, Cemil Sunal ve Cengiz Sunal adında iki kardeşi vardır[2].
Kemal Sunal
Sanatçı, ilkokulu Mimar Sinan İlkokulu'nda okudu, Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Yüksek tahsiline Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde başladı. Öğrenimi sırasında Emayetaş Fabrikasında çalışmış, ayrıca elektrikçide çıraklık yapmıştır. Vefa Lisesindeki felsefe hocası Belkıs Balkır'ın sanatçıyı Müşfik Kenter ile tanıştırmasının, Kemal Sunal'ın kariyerinde önemli yeri vardır.

Kariyeri

İlk Yıllar:
1964 yılında Ankara Bando-Mızıka birliğinde askerliğini yaptı. Sanat hayatı, Vefa Lisesi'nde amatör olarak "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. İlk kez Kenterler Tiyatrosu'nda profesyonel oyuncu olarak çalıştıktan sonra uzun süre Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda, kısa süre Ayfer Feray Tiyatrosu'nda, son olarak da Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı[2]. Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda oynadığı bir oyunda Ertem Eğilmez tarafından çok beğenildi ve böylece beyaz perdeye transfer oldu. İlk rolünü 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği Tatlı Dillim adlı filmde uzun boyundan dolayı basketbolcu olarak aldı.Bunun ardından Ertem Eğilmez'in yönettiği kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.
Kemal Sunal, 1974 yapımı Hababam Sınıfı filmindeki İnek Şaban rolünde.
1980 yapımı Devlet Kuşu filmindeki Mustafa karakterinin odasında asılı olan ve Kemal Sunal'ın Belmondo'ya benzediği fotoğraf.Kemal Sunal kendi ağzında, ilk yıllarını ve komediye yönelişini şu sözlerle dile getiriyor;
"Nasıl oldu bilmem, ben kendimi sahici bir sahnede seyircilerin arasında buldum. Ses Tiyatrosu'ndaki ilk rolüm çok kısaydı. Üç dakika sahnede ya kalıyor ya kalmıyordum. Öyle pek bir şey söylediğimi de hatırlamıyorum. Sahnenin bir ucundan girip öbür ucundan çıkıyordum. Ne yaptığımı da pek hatırlamıyorum; ama seyirci kahkahadan kırılıyor. Bu da benim hoşuma gitmişti. Bildiğiniz gibi o gün bugündür insanları güldürmeyi seviyorum.

Ustalık Zamanı

Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı. İnek Şaban'ın sevilmesi ile birlikte Kemal Sunal, birçok filmde "Şaban" adlı karakteri canlandırmıştır.
1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başlandı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para almadı.

Yüksek lisansı

12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve ardından yüksek lisans yaptı. Tamamlanmasından sonra Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü adıyla kitap olarak basılan yüksek lisans tezinde kendi filmlerinin sosyolojik incelemesini yaparak iktidarların sanat alanına yaptıkları ideolojik müdahaleyi irdeledi.

Ölümü ve Son Yılları

Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedilmiştir. 2009 yılında Kemal Sunal ile anılarını anlatan Zeki Alasya, ölümünde korkularının kalp krizi geçirmesinde önemli etken olduğunu belirtti. Zeki Alasya ne kadar bazı şeylerden korksa da belli etmezdi, çok kibar bir adamdı yorumunu yapmıştır.

Kişiliği

Sanatçı kendi profilinin, oynadığı karakterlere göre farklı olduğunu şu sözlerle belirtiyor; "Ben özel hayatımda çok az konuşan, çok soğuk bir adamım" ve aynı zamanda iş ve ev yaşamında titiz olduğunu belirtiyor .

Filmografisi

Hayatı boyunca 82 filmde rol almıştır. İlk filmi yardımcı rolde Tatlı Dillim (1972) ile başlamış, Salako (1974) filminde başrol oynamıştır. En son filmi Propaganda (1999) olmuştur. 1977 yılında Kapıcılar Kralı rollünde Altın Portakal Ödülüne layık görülmüştür.
Kemal Sunal, 2000 yılında yönetmenliğini Ali Özgentürk'ün yapacağı Balalayka filminin başrolünü (Necati rolü) oynayacaktı. Ancak çekimlerin yapılacağı Trabzon'a giden uçakta kalp krizi geçirerek ölünce bu rolü Uğur Yücel üstlendi. Kemal Sunal'ın uçak korkusu vardı ve bu nedenle o zamana kadar hiç uçağa binmemişti. Ölümüyle sonuçlanacak bu yolculuğa da güçlükle ikna edilmişti.

Tiyatro Oyunları

1966 - "Fadik Kız" - Kent Oyuncuları. İki-üç değişik rolde.
1967 - "İspinozlar" (Orhan Kemal uyarlaması) - Ulvi Uraz Tiyatrosu. Taşkasaplı rolünde.
1967 - "Deli İbrahim" (Yazan: Turan Oflazoğlu, reji: Şükran Güngör) - Kent Oyuncuları. Cellât Hamal Ali rolünde.
1968 - "Yalova Kaymakamı" - Arena Tiyatrosu, Ulvi Uraz Topluluğu.
1968 - "Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım" - Arena Tiyatrosu, Ulvi Uraz Topluluğu.
1968/69 - "Fermanlı Deli Hazretleri" - Arena Tiyatrosu, Ulvi Uraz Topluluğu.
1968 - "Hamhumşarolop" - Arena Tiyatrosu, Ulvi Uraz Topluluğu.
1969 - "Murtaza" (Orhan Kemal uyarlaması) - Ulvi Uraz Tiyatrosu. Bekçi ve Kahveci rollerinde.
1969 - "Yaz Bitiyor" - Arena Tiyatrosu, Ulvi Uraz Topluluğu.
1972 - "Gergedan" (Yazan: Eugène Ionesco) - Devekuşu Kabare Tiyatrosu. Bakkal ve Mösyö Papiyon rollerinde.1972 - "Dün Bugün" (Yazan: Haldun Taner) - Devekuşu Kabare Tiyatrosu.
1973 - "Dev Aynası" (Derleyen: Haldun Taner) - Devekuşu Kabare Tiyatrosu (Ankara Nergis Sineması'nda sahnelendi).


Kitapları

Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü, Sel Yayınları, İstanbul, 1998,
Kemal Sunal Güldürüsü, Om Yayınevi, İstanbul, 2001

Hakkındaki kitaplar

Feriha Karasu Gürses, Kemal Sunal Film Başka Yaşam Başka, Sel Yayınları, İstanbul 2002,
Nuran Turan, Kemal Sunal Çocukken, Önel Yayınevi,
Vadullah Taş, Kemal Sunal Filmlerini Anlatıyor, Esen Kitap.

Aldığı Ödüller

1977: 14. Antalya Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu, Kapıcılar Kralı
1998: 35. Antalya Film Festivali, Yaşam Boyu Onur Ödülü, Kapıcılar Kralı
1989: 2. Ankara Film Festivali, En İyi Erkek Oyuncu, Düttürü Dünya

Kemal Sunal Nasıl Öldü

Kemal Sunal'ın, daha önce de uçağa binme korkusu vardı.Genelde kara yollarını terçih ederdi.Birgün 13 kişilik bir film ekibiyle birlikte Trabzon’a gidiyordu. Sunal’da uçağa binme fobisi vardı. Uçağın motoru çalıştığında Sunal’da bir durgunluk oldu. Uçak pistte yaklaşık 20 dakika ilerlemişti ki Kemal Sunal’ın başı aniden geriye düştü ve kaskatı kesildi. Kemal Sunal tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Tüm sevenlerini üzüntüye boğmuştu.Onun gibi bir sanatcının bir daha gelmeyeceğini benim gibi herkezlerde biliyor.Yerini kimsenin dolduramadığı usta oyuncu bir çok filminde bizleri güldürdü allah'da onu ahirette güldürsün saygılar.

Kemal Sunal'ın Anısı

Ölümünün ardından anısını yaşatmak için çeşitli kurum ve yerleşkelere adı verilmiştir.

Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Kemal_Sunal

Allah rahmet eylesin kendisini yeri asla dolmayacak biliyorum onun gibisi bidaha gelmez.
İyi Günler Dileğiyle Lütfen Yorum Eklemeyi Unutmayınız Fikirlerinizi Bizimle Paylaşınız Saygılar.
Kemal Sunal Belgeseli Video İzleyelim
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Eylül 01, 2015
Yazan: sefa güler Salı, Eylül 01, 2015 3 Yorum Devamını Oku
Migreni olan kişilerin en önemşi düşmanlarından birtaneside sinirdir. Migren yaşam kalitesini oldukca düşürür hayatı çekilmez hale getirir fakat migrenle baş etmekte sizin elinizde. Sinirine hakim olamayan kişilerin migreni sinirlendiği an tutar normalden daha çok şiddetli ağrılar oluşur bu yüzden daha sakin olmalı baş ağrısını düşünerek tepkiler verilmelidir.
Özellikle ev hanımları çocukların en ufak yaramazlıklarına sinirlenir sonra saatlerce baş ağrısı çeker. Yani anlayacağınız migreniniz varsa kesinlikle sinirden uzak durmalısınız aksi taktirde ağrıları çekmeyi kabul etmiş olursunuz. Stresten, aşırı sinirlenmeden uzak durulmalıdır herşeye kızıp sinirlenmemeli stresten ola bildiğince uzak durulmalı sağlık olmazsa hiç bir şeyin tadını alamazsınız.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Eylül 01, 2015
Yazan: sefa guler Salı, Eylül 01, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Cilt tipimi nasıl öğrenebilirim; Herkezin cilt tipi farklıdır genelde Kuru, yağlı ve normal cilt tipleri vardır. Cilt bakımı yaperken cildinize göre bakım yapmalısınız sivilce, akne gibi rgahatsız edici sorunlar yağlı ciltlerde daha çok görülür, kuru ciltler de solgun ve kuru durur nemlendirilmesi gerekir. Normal ciltler sorunsuzdur sivilce akne gibi sorunları çok nadir yaşarlar peki cildimin tipini nasıl öğrenirim diyorsanız öğrenmesi çok basit elinizi cildinize sürdüğünüzde yağlı cilde sahipseniz elinize yağlı bir hissi gelir kuru cilde sahipseniz solgun ve kuruluk hissi olacaktır kuru ciltlerde çatlamalar olur eğer normal bir cilde sahipseniz ne çatlama ne kuruluk nede yağlanma hissi yaşarsınız. Sivilce, akne gibi sorunlarla sık sık karşılaşmazlar. Cilt bakımı yaperken faydasını görmeniz için cildinize göre doğru bakım şekillerini uygulamalısınız.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Salı, Eylül 01, 2015
Yazan: sefa guler Salı, Eylül 01, 2015 Yorum Yok Devamını Oku

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Kahvaltıda bulunması gerekenler, kahvaltıda ne yemeliyiz, sağlıklı bir kahvaltı için bunları yapın.
Günün ilk ve en önemli öğünü kahvaltıdır. Mutluluğun kahvaltıyla alakalı oldugu bir gerçektir. İyi ve mutlu kahvaltıda neler olmalı.
Vazgeçilmezimiz olan süt ve süt ürünleri. Beyaz peynir krem peynir köy peyniri. Protein alımı açısından kesinlikle haşlanmış yumurta sofrada bulunmalıdır.
kahvaltıda ne yenmeli?
En önemlisi  ekmek  tabiki. Ekmek tam buğday ekmeği veya çavdar ekmeği olmalı. Haşlanmış yumurtanın yanı sıra haşlanmış patates de gün boyu sizi tok tutacaktır. Domates  salatalık ve yeşillik olmazsa olmazlardandır. Yeşilliğe ağırlık vererek bağırsaklarınızı çalıştırıp formunuzu koruyabilirsiniz. E tabi ki zeytin de işin içinde. Farklı aromalarla soslanmış zeytinler enfes bir tat bırakacaktır gün  boyu damağınızda. Kızartma ürünlerinden sabah saatlerinde uzak durmanızı şiddetle  tavsiye  ederim. önemli  olan  bir diğer husus ise içecektir.
Eğer kahvaltından önce meyve suyu içerseniz gün boyu yorgunluk hissederseniz. Kahvaltıdan sonra içerseniz uykunuzu getirecektir. Ama kahvaltı esnasında içerseniz daha sağlıklı ve zinde bir kahvaltı etmiş olursunuz. Salam sucuk sosis... pek sağlıklı  olmayan bu et ürünleri ne yazık ki kahvaltılarımızda mevcut. En az zararla kurtulabiliriz bun ürünlerden. Izgara yaparak  ama eğer ızgara yaoma şansımız yoksa yine baharatlar ve az bir yağ ile fırında  pişirmek yağda kızartmaktan dah sağlıklıdır.
Çikolatalar reçeller... çok  önemli çünkü gün boyunca kan şekerimizi dengede tutabilecek yiyeceklerdir. Çikolata değil de reçel daha ön  planda olmalı. Evde gdosuz meyvelerden  yaptıgınız  reçel  çok daha sağlıklıdır. Yoğurdun üzerinden alınan o kaymakla reçel çok tatlı bir ikili oluyor. Kaymak demişken yoğurtdu es geçmek  olmaz. Yoğurt içersindeki mineraller provitaminler sayesinde ne yaşta olursak  olalım kemiklerimi sağlamlaştırır.
En güzel kahvaltı  sevdiklerinizle birlilte yapılan kahvaltıdır. Kahvaltıdan sonra bir fincan Türk kahvesi içmek sağlığa son derece faydalıdır ve bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Zaten adından da anlaşılacağı üzere  "kahve altı"
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, Ağustos 29, 2015
Yazan: Esra Serttas Cumartesi, Ağustos 29, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
Bu konumuzda kepek den bahsedeceğim kepeğin kişiler üzerinde etkisi sadece görüntü kirliliğidir her hangi bir hastalığın belirtisi olmadığı gibi bulaşıcıda değildir. Kepek oluşmasının önemli nedeni şampuan seçimidir özellikle kuru ciltlerde daha çok görülür.
Kepek neden olur
Saçlar uzun süre yıkanmadığında yağlanma olur yağlanmayla beraber kepek oluşumuda ortaya çıkar saç bakımı doğru yapılmadığında sadece kepek değil saçlarda dökülmelerde ortaya çıkabilir. Jöle gibi saç spreyi gibi kimyasallar saçlarınıza ve saç derinize zarar verir kullanmaktan kaçınılması gerektiğini ancak kullanıpta saçlarından olan kişiler bilir.
Kepek oluşumu nasıl olur kısaca cevap verelim deri devamlı kendini yenilediği için ölü hüçrelerde dışarı atılır cildin kendini yenileme işini hızlıyaptığında ortaya kepek sorunu çıkıyor. Nasıl geçer kısaca cevap verelim kepeğin en etkili tedavisi saçları her gün yıkamak ve saç derisine göre şampuan seçimidir doğru şampuanla kepek sorunu ortadan kalkabilir.
Yani cildinizi tanımalısınız eczanelerde kepek şampuanları satılmaktadır. Şunuda belirtmek isterim aşırı kepek sorunu varsa denemediğiniz şampuanda kalmadıysa yapacağınız tek şey doktora gidip sorunun neden kaynaklandığını öğrenmektir.
Bütün  saçlarda kepeklenme oluşur. Bunun kirli olmakla bir alakası yok. Ama bazı saçlarda gözle görülür derecededir bazılarında değildir. Saçınızda müdahele edecek şekilde kepeklenme olup olmadıgını anlamak için siyah bir kağıt veya bez parçasından küçük bir bölüm kesin ve ayırmış oldugunuz saçlarınızın dibine sert bir şekilde basılı  tutup 10 saniye bekleyin. Eğer kullandıgınız parçadaki beyazlar sayıca 10-12 arasındaysa kullanacağınız bakım  ürünüyle kepeklenmeyi gözle görülmeyecek hale getirebilirsiniz.
Kepeklenmeyi önlemek  için her gün duş alırsanız bu yanlış bi yöntem olur. Çünkü saç derinizdeki gözenekler açılır ve saç şekillendirmede kullandıgınız ürünler veya içerisinde bulundugunuz hava bu gözeneklere nüfuz ederek kepeklenmeyi arttırır. İki günde bir duş almanız daha yararlı olacaktır. Ya da her gün duş almak zorundaysanız bir gün şampuanlayıp diğer gün saçlarınıza şampuan uygulamayın. Her gün saçları Şampuanlamak saç dökülmesini ve kepeklenmeyi arttırır. Ve mümkün oldugunca saçlarınızı  soğuğa yakın su ile yıkayın. Çünkü hem saç derinizdeki gözenekler sıkılaşarak dökülme  ve kepeklenme azalır hem de şekil vermek daha kolay olur.
Yazar: Sefa Güler
Bilgi Dünyası, Yayınlanma Tarihi: Cumartesi, Ağustos 29, 2015
Yazan: sefa guler Cumartesi, Ağustos 29, 2015 Yorum Yok Devamını Oku
  • RSS

Yazarlık Başvurusu ve İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Bumerang - Yazarkafe

    Blog Arşivi